2002 den bu yana neo-(ulusalcı,milliyetçi) çevrelerde; gerek Azerbaycan ve gerekse de Kıbrıs’ın gündemde kalması için yoğun çaba sarf edilmekte ve üzülerek belirtmek gerekirse bu gündem çabaları rasyonellikten uzak bir şekilde kendini göstermektedir. Genelde bu çevrelerce kullanılan cümleler slogan cümlelerden oluşmakta ve kamuoyu bilinçli bir şekilde bilgi kirliliği içerisinde bırakılarak gündem sürekli manipule edilmektedir.
İ.rasyonelliğe örnekler verirsek bu çevreler sürekli olarak gerek görsel ve gerekse de yazınsal medyalarında sürekli olarak “Anavatan-Yavruvatan”,”Tek millet-İki Devlet” vs slogan cümleler eşliğinde gündemi elde tutmak için sürekli olarak önlerine kim geldi ise onu topa tutmakta ve haksız karalama gayretleri içerisinde olduklarını görmekteyiz. (Bu karalamaya zaman zaman sivil unsurların yanısıra asker unsurlarında maruz kaldıklarını görmekteyiz. )
Tüm Türkiye kamuoyunun bu tipleri iyiden iyiye tanıyıp onların gerçek yüzlerini görmeleri açısından benimde bir kaç sözüm, cümlem olacaktır.
Son günlerde Obama’nın Türkiye’ye yapmış oldukları ziyaret sonrasında bu çevrelerin kaleme aldıkları yazılar sarf ettikleri sözcükler yan yana veyahut alt alta toplandığı vakit bu çevrelerin İ.gerçek yüzlerini ne yazık ki görmekteyiz. Obama’nın TBMM de yapmış olduğu konuşmalarından birinde Türk-Ermeni sınırın açılması cümlesi karşısında bu çevreler yine yeniden aynı slogan cümleleri puntolarında büyüterek gündem oluşturma gayreti içerisine girdiler. Sormak hakikaten bu çevrelere acil olarak sormak isterim. Madem ki; tek millet iki devletiz. Neden hala pkk Azerbaycan’ da terör listesinde değildir, neden????????
Bu çevreler göre Türk-Ermeni sınırının açılması Ermenistan’da ekonomik ve manevi destek anlamına gelir, bu durumundan hem Türkiye- Azerbaycan ilişkileri hem de Türk Birliği Ülküsü ciddi bir darbe alır, demektedirler.
Bana göre özelikle Kafkaslarda Türkiye artık Azeri prangasından kurtulmak zorundadır. Ne pahasına olursa olsun. Yok Azeriler gazı kesecekmiş yok bilmem ne. Yeter artık bu sonu gelmez tehditleriniz yeter.
Ancak, bu demek değildir ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti (konumuz itibariyle örnek verirsek) özellikle Dağlık Karabağ da yaşanan zorla göç ettirilme ve insan hakları ihlallerine de dur diyerek bölge genelinde elinde bulundurduğu büyük devlet imajına da uygun bir hareketle davranmasını da beklemek isterim.
Konumuza dönecek olursak; bu çevrelerin 29 Mart yerel seçimleri öncesinde dillendirdikleri son tangoya gelirsek:
Özelde ve genelde MHP ve onun lideri Devlet Bahçeli hakkında akıl almaz ifşalarda bulunmaları karşısında MHP ve onun lideri Devlet Bahçeli hakkında son tangonun ne olduğunu anlamaya çalışıyorum.
Bilindiği üzere 2003 ve sonrası Türkiyesinde neo(Ulusalcı-Milliyetçi) çevrelerde biz artık bu saatten sonra onlara rahatlıkla Ergenekoncu da diyebiliriz. Türkiye de bir iç karışıklığın zeminini meydana getirebilmek adına bir takım eylem ve davranışlar içerisinde bulunduklarını ve MHP nin gençliğini de bu oyunun içerisine çekme gayretleri içinde olduklarını da biliyoruz.(Antalya kampüs vakası, Mersin deki bayrak provakasyonu vs vs vs vs uzatabiliriz hep bildiğiniz şeyler olsa gerek.) MHP ve onun Lideri Devlet Bahçeli adına yakışır devlet adamı olduğunu gösterek tehlikenin farkına varıp gençlik teşkilatını bunlardan uzak durmalarını büyük bir çoğunlukla sağlamış ve o dönemde yapmış oldukları tüm konuşmalarında en azından kendi kamuoyununun dikkatini çekmeyi başarabilmiştir. Ayrıca; Tüm Türkiye ye kamuoyuna da mesajlar vermeyi ihmal etmeyerek bence demokrasi sınavından başarı ile geçmiştir.(Bakınız Bursa konuşması)
MHP ve onun lideri Devlet Bahçeli’ yi sanırım bugün bugünlerde vatandaş olarak bizler onu layık olduğu şekilde algılayabilsek ben bugün bu yazıyı yazma zorunda kalmayacaktım. Tarih eminim ki; bu topraklarda kardeş katliamını önlediği için belki de elli yıl sonra ondan bahsederken hakikaten adını en azından adını altın harflerle sayfalara geçecektir.
İşte, bu bu hakikat gerçekliği içerisinde bu böyle bilindiği içindir ki; bu şureka seçimler öncesinde kamuoyunu yanlış yönlendirerek Mhp ve Liderini yıpratma tangosu içerisine girmişlerdir. Eğer düşünmüş oldukları o iğrençlik yani kaos yaşanmış olsa idi bugün mahkemelerde olmayıp saraylarında şampanya patlatıyor olacaklardı. Bütün bu sebepledir ki; ısrarla son tangoları Özelde Devlet Bahçeli genelde de MHP olmuştur, olmaya da devam edileceği de bir gerçektir.
Saygılarımla,
Aziz AKSU