Hastalık

20 Temmuz 2010

Tarihsel süreç içinde millet kavramı yerine oturan ulusal hareketlilik 1930 ların dünyasında II.Dünya Savaşına hazırlanan dünya devletlerinde kendini Faşist bir siyasal otorite olarak göstermiş ve bu tanı üzerine nice nice doktrinel kitaplar yazılmış insanoğlunun tarihsel sürecinde görmüş olduğu en kötü en kanlı savaş bu kavramın peşine takılan siyasal otoritenin iş başına gelmesi ile hala günümüze kadar devam edegelmiştir. Siyasal doktrinel uzmanlar teşhis ve tanı da tam isabetli olarak açıklama yapmalarına karşılık tedavi yöntemleri üzerinde nedense pek fazla durmamışlardır. 1960 yılların özgürlükler dünyasına katılan gençlik önderleri 1990 yıllara gelindiğinde tekrardan bu hastalıklı tümör etrafında ahenk içinde gerek sağdan ve gerekse de soldan bir araya gelen insanlar bu ahengi bir bütün halinde toplum katmanlarına sunma için dinci ve liberal düşünce dende epey faydalanmışlardır. Bu ahenksel bütünlük tez ve antitezi oluşturan akımların ortak olduğu düşünce kirliliğinin yansıması olarak kendini 2000 li yıllara taşımış ve gelişen dünya kapitalist sistemlerinin her yerde pervasızca yerleşmesine katkı da bulunmak için içi boş laiklik kavramının arkasına saklanarak kirli düzenlerinin yerleşmesi için yıllarca çatışma ortamına katkı da bulunmak adına zaman zaman sert söylemlerde de bulunarak birbirleri ile de amansız yarışmışlardır. Hastalığın gerek dünya ve gerekse de yaşadığımız ülke gerçekliğinde tüm aktörlerin gerek mezhepsel ve gerekse de etnisite açısından farklı argümanlara sahip olmaları onların ilk başta düşman olarak görünmeleri halklar zemininde ayrışma gibi de görünse de aslında beslenme kaynakları ve kendilerine göre geliştirdikleri günlük siyaset eksenli politikalar incelendiğinde hastalığın aynı yerden ve aynı tesirle hareket ettiği de net bir şekilde görülecektir. Bu kirli düzensel birliktelik devam edegeldikçe acımasızca gerek insan ve gerekse de doğa tahrifatı olmakla beraber koltuk sevdalıları sivil itaatsizlik karşısında bazen sendeleme durumuna gelmekte ve hatta silahlara hayır kampanyasına katılan sivil toplum etkinlikleri asılsız iftira kampanyası ile hep birlikte düşman ilan edilmekte ve bütün argümanlar bu hastalıklı bünye tarafından özellikle ülkemizde ULUSALCI-MİLLİYETÇİ TÜRKÇÜLER TARAFINDAN, ULUSALCI-YURTSEVER KÜRTÇÜLER TARAFINDAN, İSLAMCI (TÜRKÇÜ-KÜRTÇÜ) FEODAL BEYLER TARAFINDAN, NEO LİBERAL POLİTİK DURUŞLAR SERGİLEYEN (BİR DÖNEM KOMİNİST, BİR DÖNEM KÜRTÇÜ, BİR DÖNEM ASKERİ VESAYET AZGIN OLDUĞU DÖNEMLER(BAKINIZ 28 ŞUBAT SÜRECİ) NE OLDUKLARI DAHİ BELLİ OLMAYAN VE HATTA SPOR MAKALELERİNDE  BOY BOY KÖŞELERİ OLANLANLAR) Kİ TOPLANDIĞINIZ VAKİT ENTELLEKTÜEL BOYUTLARDA BİR VEYA İKİ KİTAP YAZMIŞ(ÇOĞU ÇALINTI) BOL BOL TV EKRANLARINDA HER AKŞAM BOY GÖSTEREN OMURGASIZ YIĞINLAR TÜRKÇÜLÜK ADINA, KÜRTÇÜLÜK ADINA, İSLAMCILIK ADINA SAATLERCE KAMUOYUNU YALNIŞ YÖNLENDİRME ADINA DEMEÇLER DEMEÇLER VERMEKTE VE BUNUN ADINA MAALESEF DEMOKRATİK DÜŞÜNCE VE BİLGİ DENİLMESİNE EN ÇOK KIZMAKTAYIM. BİLESİNİZ. SORARIM SİZLERE NE ZAMANDAN BERİDİR İÇİ KAN VE GÖZYAŞI DOLU EYLEMLER TERÖRLER SONRASINDA ;

İstanbul da oturan sen ey sen ayşe teyze ne zamandan beridir bu hastalıklı dalga sonrasında kapı komşundan dahi şüphe edecek kadar ne oldu da şahsi bünyende sürekli elin telefonda bir biri adına asılsız ihbarlarda bulunursun ya peki sen lütfiye teyze daha geçen hafta yol ortasında yürüyen bir uzman çavuşun ensesinde patlayan kahpe kurşun sonrasında hakikaten hakkarinin ortalama geliri mi arttı da bu kadar sessiz durursun. Ya sen balkon sevdalısı izmirli tosuncuk toplasan tüm makalelerini kaç satır kaç sayfa eder diye hiç düşündün mü. Ya sen sivaslı cemile temmuz sıcağında cayır cayır insanlar yanarken sen hiç üşüdünmü ya sen sürekli mezhepsel sorunlarla boğuşan cem ya sen hiç başbağlar ölümleri sonrasında ait olduğun topluluktan utandın mı ya sen diyarbakırlı kürt şair ozan ya sen hiç adiloş bebeği yazarken mezarında bu haller sonrasında yazmam dedin mi ya sen milliyetçi ülkücü çocuk yaşıtların okul okurken sen ne hakla ve hangi akılla bu ülkenin en cesur kalemine arkadan yanaşıp kafasına sıkmış olmam hakikaten ülkende mutluluk yarattığına hangi kalıp seni inandırdı ki sen hala tosun tosun olabilmeyi içerde de olsa başarabiliyorsun insan en azından birazcık ölümler sonrasında birazcıkta olsa utanır sıkılır en azından yemeden içmeden kesilir be. Bu nasıl hastalıktır inanın anlayamadım. YETER DEMEM GEREKİYOR MİLYONLARINDA BENİMLE HAYKIRABİLMESİ HALİNDE BU HASTALIKLI BÜNYE BELKİ DEĞİŞİR. BU ÜLKE DE İNSANCA BİR ARADA YAŞAMI SAVUNABİLMEK ADINA TÜM TÜRKÇÜLERE, TÜM KÜRTÇÜLERE, TÜM İSLAMCI FEODAL BEYLERİNE VE HATTA ONLARIN YANAŞMA NEO LİBERALLERİNE HAYIR HAYIR . YETER ARTIK YETER HER GÜN ÖLÜMLERİ KUTSAYAN MAİLLERİNİZE HAYIR …HAYIR . HASTALIKLI BÜNYELERE HAYIR HAYIR.

Aziz Aksu

Baraz ile Piknik

15 Temmuz 2010

Sevgili can dostlarım ardımda şehr-i Diyarbakır da bıraktığım iki güzel insan. Gençlik yıllarına emek emek emeklediğimiz günlerde cebimizde yoktu bir çay parası Baraz ile Trafik Aile Çay Bahçesinde okul sonrası herkes bir yerlere tatile gider iken geçirdiğimiz üç yaz sezonu ilkin birlikte garson yamağı olarak komi olarak işlere başladık. İşimize ve gelen müşterilerimize (Baraz karıştırma aşık olduğumuz evlerinin dibinde naralar patlattığımız örneğin benim meselem olan Derya yı anlatmasam hatrı kalır sanırım) ilgi ve alakamız en sonunda garson olmamıza ve hatta bir dönem özellikle benim dondurmacı olarak farklı bir maaş almam benim için iyi ama ya sen ya memet(Diyarbakır da profesyonel olarak top oynadı yıllar sonra) kızmıştınız bilirim. Bahattin abinin takdiri idi. Ben ne yapayım. Piknik adı üstünde şeker mi şeker bir arkadaş canlısı idi hakikaten o gencecik yaşında (o zaman ohal vardı içimizde en rahat olan oydu çünkü neredeyse tüm şehre tüp dağıtımı onun eli vasıtası ile olurdu) sevilirdi çıkacası nerlersin çalışkan ammmaa biraz şişmancaydı tombiş tombiş iki can dostum Ramazana selamlar Aziz AKSU

AZİZ

14 Temmuz 2010

Yani ben yani oğlum yani diğer oğlum kızıma da selamlar sevgili eşim Tunca’yada selam toparlandım ofisten geliyorum. Acıktım hani yemek hazır mı selamlar özledim sizleri.

Asırlık Çınar

14 Temmuz 2010

Vadi de yanan son ışığımda sönmek üzere. Belirli belirsiz gölgelerden konulu tiyatral sunumlar gün be gün ekranlarda. Birileri adına ahkam kesmeler itici avutucu savunucular her gün sunumlarda. Adlarının önünde kocaman unvanlar ve siz sessiz halk yığınları. Asgari ücret ile ay sonunu getirmeyi düşünen sen Ahmet Bey sen senin adına koca koca profitöller (Prof,Doç vs vs) kan üzerine sidik yarıştırırcasına konusuna göre iki kampa bölünmüşler biri a derse diğeri otomatikmen b diyor be kardeşim anlasana. Ya sen emekli Dursune Teyze sen nasılsın bu ay sonunu getirebildin mi. Sanmam.

Tiyatral sunumlar asırlık çınar üzerine. Kah bölünme paranoyası kah mezhepsel durumlar kah ormanda göbeğini kaşıyan adamlar sendromu. Yahu düşünün bir kez asırlık çınarı düşünün kurulduğu ilk yılları(bu dokundurmam size ey ulusalcılar….) ya siz neo kürtçü budunlar ne yani siz sanki çok mu iyisiniz yani ya siz islamcı feodaller kuma tutturucuları yani sizler …. ya siz milliyetçiliği elden bırakmayan (içi boş hani bom boş teori de sıfır pratik zaten yok…) türkçü budunlar sizler mi iyisiniz. Hadi ordan canım sizlerde boş verin hep edebiyat lay lay lom yani ..

Ne yaptınız geçen süre içinde el birliği ile bir canavar tahsis ettiğiniz sessiz halk yığınlarına terör gasp tecavüz ne kadar kötü durum var sa sizlerin el birliğiyle her gün karşımızda ergenekon ve terör bağlantısı üzerine kafa yoran sizler (sözde) hadi ordan neo liberaller nerdeniz yahu sahi sizler üçüz değil bence dördüz ruh ikizisiniz bunu böyle bilesiniz.

Ömümüzde refarandum var hukuk rahipleri ekranları kaplamış habire yorum(taraflı) yahu daha düne kadar biz insanlara okulda hukuk ve sanat üzerine ders veren sizler(ders notlarına baktım) bu gün yapılan tüm değişikliklerin daha fazlasını istemişsiniz yahu(Batum sadece gürcistan da bir şehir adı değildir bilesiniz) rüzgara göre yön durma galiba belki de poz verme hani .

EKSİKLİĞİNE RAĞMEN HUKUK İÇİN GALİBA SON YAPILANLAR İYİ NE DERSİNİZ

Arkadaşlarıma

14 Temmuz 2010

Gururla yüzlerine bakıyorum hepsi aslanlar gibi siyasi fikirleri ne olursa olsun sizleri özledim bilesiniz Tuncay remzi şeyhmus sedat yakup ayhan ismail ibrahim vs vs vs

………,

14 Temmuz 2010

Nafile duruşlar nafile bedenlerde. Hüzünlenir insan hasat sonrasında. Koca ergene ovası çorlu ve çerkezköy den atıklarla kapkara. Göçler kaçınılmaz olmuştur ergene den çorlu ya çerkezköye. Gacalı,Pomakı, Yörükü ve çingenesi yani kısaca bütün trak halklarından üçer beşer başlayan göçebe yolculuk sanayinin bol ve bir o kadar kötülükleri ile dolu olduğu yan sokaklarında yan mahallelerinde varoş denilen gettolar büyükşehirleri aratmayacak boyutlarda. İnsanın kanını donduran günlük hadiseler sonrasında toplumun bütünüyle ilgisizliği de aymazlık boyutlarında. Anlaşılan sistemin sistem mühendisleri bu mana da işlerini hakikaten iyi yapmışlardır. Sistem adına sistem için ne varsa. Oysa bizler biz insanlar değişik toplum katmanlarını ırksal mezhepsel mesleksel olarak oluşturan biz insanlar varsa yoksa (………….)boş işler yani . Bu işlerle meşgul olurken toplumun gerek ırksal gerek mezhepsel ve gerekse de mesleksel olarak dibe vurduğumuzun resmi ile karşı karşıyayız.

Doğduğum coğrafya çok uzaklarda bilirim. Zaza olarak açmışım dünyaya gözlerimi, yanı başımda kürt mehmet ile arkadaş olmuşum. Bedros amcanın bahçesinden çaldığımız meyvelerin tadı hala damağımda. (Çocukluk işte….) Ermeni ve Süryani kadim dostlarımızın oluşturduğu mahallerde geçti çocukluluğum. Farklı dinler farklı diller ile birlikte sevgiyle ve severek büyüdük. Yanıbaşımızda oturan Türkmen Nedimin cana yakınlığını ben Türk illerinde artık görmez oldum. Olsun deyiverdim Nedim hatrına bilesiniz. İşte en çok bu güzellikler içerisinde çocukluğumuzun geçtiği yıllarda yaşadığımız mahalle de inanın hep sevgi ve hep saygı vardı. Lokmalar pişirilir ve bütün mahalleye dağıtılırdı. En çokta bunu bu lokmayı yapanlar aileye yeni katılan gelin ablalarımız olurdu. Anlardık onların kafle sonrasında dünyaya gelen yetim ermeniler olduklarını acırdı yüreğimiz bir o kadar sevgi ile onlara hatırlanırdı babaanneler adları her ne olursa. Doğdukları topraklarda yetim olmanın ne demek olduğunu ergene ovasına bakınca daha iyi anlar oldum. Ey insanlık vazgeç bu bitmez tükenmez hırsından vazgeç.

Aziz Aksu

BUNLARDAN GAZETECİ OLURSA BEN DE PADİŞAHIM BEEE………

17 Haziran 2010

…….Kızdım kendime yine. Bakmayın Padişah söylemime…. İnsan ölür insan öldürür. Ama nasıl ve niçin neden neyi kimin için amaçlar. Bunu anlamak mümkün değil. Geçenlerde balkon sevdalısı bir köşe yazarına ilişti gözüm. Gencecik bir bedenin yitip gitmesinde. Kaleme almış olduğu yazılar en çok onu o gencecik gelini yaralamıştır ölümü sonrasında. Allah geri de kalan eşine sabır versin . Zordur yalnızlık sevda sonrasında yitip gitmeler aynen ölüm gibidir bilirim. İkinci kez ölünür. Ben üçüncü kez ölümün olmaması için Pakocu yazarlara, Balkoncu gazetecilere, Kürtçü-Şoven az gelişmiş Kürtçü aydınlara vs vs uzatmak mümkün hadi ordan sizlerde çekin ellerinizi bu gariban halkın üstünden (Türkü,Kürdü,Zazası vs vs ) örgütçülere, ergenekonculara size de çağrım çekin o pis ellerinizi……….. Aziz Aksu

Adı Hayvanlık Gerisini Siz Düşünün……

17 Haziran 2010

Yer Siirt ve Siirt Pervari aslında küçük bir hikaye ile başladı her şey. Küçücük bedenlere taciz ve sonrasında yerel ahalinin önde gelenleri ile  koruma,kollama ve öğretme ile görevli memurlar (Müdür yardımcısı ve polis amcalar da işin içinde imiş. ) Yer Van yine aynı terane. Yer Diyarbakır ve en sonuncusu da Hakkari hep aynı aynı hayvansal duruşlar. Günlerden 17.06.2010 beş gazete birden aldım yine Hürriyet’ten Sözcü’ye, Yeniçağ’dan Güneş’e ve Nihayetinde Habertürk gazetesinde bu ilkelliğe karşı bir haber küçük de olsa bulabildim. Haber içinde Savcılığın soruşturma başlattığı yazılı idi. Polis yetkilisi de göz altında imiş. Tecavüze uğrayan küçük bedenler yaşları 11 okudum İş adamlarına (Nasıl iş adamıysa …. Uzman çavuşa tövbe tövbe…..Allah belanızı versin.)

Çocukluğum ve gençlik yıllarımda etkilendiğim Doktrinler den biri de Dokuz Işık idi. En çok bu hususta Rahmetli Türkeş’ in oğlu Tuğrul Türkeş ATP partisini kurarken yine günlerden böyle idi Türkiye nin hali Güneş yine doğu dan Doğum Batı da batmakta idi. Bu hastalık sarmalı ilkin batı da oturanlar için bir haber değeri taşımıyordu lakin insan (aslında bunları yapan insan olamaz ya neyse….) Tehlikeye dikkat çekerek küçüklere yapılanları (kötü şeyler…….) Irka yapılmış en büyük suçlar olarak görmekte idi ve vermiş olduğu demeçlerin bir hayli etkisi ile milliyetçi camia da bir toparlanma ve bu tür olaylara karşı dik ve sert duruş sergilemeleri hakikaten takdire şayan idi. Şimdilerde nedense tepki yok…. Hastalık aynı hastalık oysa ki; Güneş evet güneş doğu dan doğar doğrudur amma batı da da battığı bir gerçektir…… Hastalık sizi de sarmalar ey insanoğlu bu hayvanlığa(hayvan dostlar alınmasın lütfen) dur diyelim dur diyelim bu işin adı hayvanlık gerisini siz düşünün lütfen. TEPKİSİZ KALDIĞINIZ SÜRECE YAZIKLAR OLSUN SİZE…. Aziz Aksu

Siyaset sonrası

10 Haziran 2010

BM de alınan karar sonrasında İran’a bir askeri müdahalenin olacağı artık gün gibi ortada. Tarafların lehe ve aleyhe oy kullananların vermiş oldukları demeçleri irdeleyince müdahalenin anlamlı bir gün içinde yani tırnak içinde anlamlı bir gün . ABD ye göre ve ben o günün 31.05.2010 tarihinde başladığını söylersem yeridir. Siyaset bitmiştir artık. Taraflar özellikle Fransa nın tavrı ve davranış biçimleri irdelendiğinde Askeri Müdahalenin Irak benzeri olmayacağı deyim yerinde ise Ukrayna benzeri bir sivil !!!!!! girişim ile mevcut iktidar ve uzantılarının temizleneceği Rusya ya rağmen gerçekleşme ihtimali bana ağır geliyor.  Devam edecek……..

Biz kimiz yani ben kimim

10 Haziran 2010

Yıllar önce idi. Arkadaşlarla toplandık ve sonrasında ver elini Hazar Gölüne kamp kurmaya gittik. Yıllar önce öncenin yıllarında saklı kalanlar ve bizler biz yetim düşmüş gencecik çocuklar şimdi büyüdük ve her birimiz çoluk çocuğa karıştık. Evet yıllardır bir araya gelemeyen bizler yani ben en sonunda bizleri yani beni anlatmaya, yazmaya başladım. Kah görürsün ordan bizi yani beni kah görmezsin ordan bizi yani yine beni. Çelişkiler odağında geçen koca yirmi sene. Trene binişimiz sınav sonrasında Sivrice de hazarda . Bana sürekli tarih ile sorular kolay mı 22 tarih sorusundan bir tek yalnışım yok. Hocalarıma minnettarım. Farklı olmak hakikaten bilgi ile olur derdi Rahmetli Babam. Kampın ilk gününde sürekli içtiğimizi tabii ki ; çay değildi. Ama olsun. Sonrasında çadırdan göle doğru kusma için koşturanlar bir stres sonrasında suya dalışlarımız. Tabi biz yani ben yine kıyı da temkinli. Büyüdük sonrasında yaşam denilen zaman sürecinde. Demiştim hepimiz çoluk çocuğa karıştık artık. Kimi duygularımız kimi yanlarımız tamamen çocuk ekseninde. Örneğin doğum büyüdüğüm yerlere gitmeyişimin nerdeyse yedinci yılı olmak üzere. Çoğu yerlerini de unuttum desem yeridir. Kampın en renkli siması Baraz idi. “Bana tarih sorun” hatırlarsın dimi. Şişman ramazan yani Aygaz Ramazan sessiz idi. Kurbağa şairi Ahmet ile Ateist Mehmet  ayrı tarafta. Güzel günler idi. En sonunda yine parasız kalmış idik. Allah var Aygaz Ramazan olmasa sanırım hepimiz sivrice den memlekete yani Diyarbakıra yürüyerek gelecek idi. Karşı çıkma Baraz. Kurbağa şairi yine itiraz eder ve pis pis güler haberin olsun. Nerede o günler demeyeceğim…. öylesine yazdım gayri….. Kalın sağlıcakla.