BAŞLIKSIZ

15 Mayıs 2009

Hüznün, sarmış dört bir yanımı. Hüzünlendim, senden sonrasında. Gece ve mavi yanı başımda. Kafle sonrasında yaşadığımız onca acıya inat; seninleyim bilesin. Kadıköy ah Kadıköy gençliğimin en temiz köşesi. Rıhtımında attığım voltalar artık sensiz. Gecenin maviliği martı çığlıklarında. En çok ta benekli martıyı özlemişim, bilesin diye yazıyorum. Ellerde serin bira şişeleri bir yandan da yediğimiz midye dolmaları. Tiyatronun önünde. Hep seni beklerken kendime sarf ettiğim sözler şimdi yine benimle ancak artık bu sözlere bir başlık bulamadım senden sonrasında, kendimi verdim yollara. Uzun ve belirsiz yolculuklarım sonrasında yorulduğumu anladığım an Paris’ te bir kafe de idim. İşte o an karar verdim Atina sonrası İstanbul’a Kadıköy’e dönmeyi. Gecelerimin mavisi ben Kadıköy’deyim artık.Bilesin. Aziz Aksu

Toprağında;

13 Mayıs 2009

Yeşermez oldu, sensiz düşlerim gece yarılarında. Toprağımda huzurlu idim. Seninle yolculuk sonrasında toprağımın rengi de değişti, bilesin. İlkin göze çalan rengi değişti. Oluk oluk akan akarsuları kurudu. Göç yolunda idim. İpek yolunun geçtiği tüm güzergahlara inat Evliya Çelebi misali Yunus’ un zevkinde sevk eyledim kendimi, yollara yollarına. Bozkırlarından geçtim. Geçit vermez Toroslarında molalar ve sonrasında sen  ve senin yüzüncü yılın anısına ağıtlar döktüm kendimce sensiz. En çok Mama’ yı özledim. Kırkpınarlarında akan suların ayazmasında kana kana su içmeyi. Toprağında seninle sevişmeyi özledim bilesin. Sana evet sana yazıyorum. Nemrutun kızı. Devam edecek……Saygılarımla Aziz AKSU

Ulusalcı-Milliyetçi’likte Son Tango

09 Nisan 2009

2002 den  bu yana neo-(ulusalcı,milliyetçi) çevrelerde; gerek Azerbaycan ve gerekse de Kıbrıs’ın gündemde kalması için yoğun çaba sarf edilmekte ve üzülerek belirtmek gerekirse bu gündem çabaları rasyonellikten uzak bir şekilde kendini göstermektedir. Genelde bu çevrelerce kullanılan cümleler slogan cümlelerden oluşmakta ve kamuoyu bilinçli bir şekilde bilgi kirliliği içerisinde bırakılarak gündem sürekli manipule edilmektedir.

İ.rasyonelliğe örnekler verirsek bu çevreler sürekli olarak gerek görsel ve gerekse de yazınsal medyalarında sürekli olarak “Anavatan-Yavruvatan”,”Tek millet-İki Devlet” vs slogan cümleler eşliğinde gündemi elde tutmak için sürekli olarak önlerine kim geldi ise onu topa tutmakta ve haksız karalama gayretleri içerisinde olduklarını görmekteyiz. (Bu karalamaya zaman zaman sivil unsurların yanısıra asker unsurlarında maruz kaldıklarını görmekteyiz. )

Tüm Türkiye kamuoyunun bu tipleri iyiden iyiye tanıyıp onların gerçek yüzlerini görmeleri açısından benimde bir kaç sözüm, cümlem olacaktır.

Son günlerde Obama’nın Türkiye’ye yapmış oldukları ziyaret sonrasında bu çevrelerin kaleme aldıkları yazılar sarf ettikleri sözcükler yan yana veyahut alt alta toplandığı vakit bu çevrelerin İ.gerçek yüzlerini ne yazık ki görmekteyiz.  Obama’nın TBMM de yapmış olduğu konuşmalarından birinde Türk-Ermeni sınırın açılması cümlesi karşısında bu çevreler yine yeniden aynı slogan cümleleri puntolarında büyüterek gündem oluşturma gayreti içerisine girdiler. Sormak hakikaten bu çevrelere acil olarak sormak isterim. Madem ki; tek millet iki devletiz. Neden hala pkk Azerbaycan’ da terör listesinde değildir, neden????????

Bu çevreler göre Türk-Ermeni sınırının açılması Ermenistan’da ekonomik ve manevi destek anlamına gelir, bu durumundan hem Türkiye- Azerbaycan ilişkileri hem de Türk Birliği Ülküsü ciddi bir darbe alır, demektedirler.

Bana göre özelikle Kafkaslarda Türkiye artık Azeri prangasından kurtulmak zorundadır. Ne pahasına olursa olsun. Yok Azeriler gazı kesecekmiş yok bilmem ne. Yeter artık bu sonu gelmez tehditleriniz yeter.

Ancak, bu demek değildir ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti (konumuz itibariyle örnek verirsek) özellikle Dağlık Karabağ da yaşanan zorla göç ettirilme ve insan hakları ihlallerine de dur diyerek bölge genelinde elinde bulundurduğu büyük devlet imajına da uygun bir hareketle davranmasını da beklemek isterim.

Konumuza dönecek olursak; bu çevrelerin 29 Mart yerel seçimleri öncesinde dillendirdikleri son tangoya gelirsek:

Özelde ve genelde MHP ve onun lideri Devlet Bahçeli hakkında akıl almaz ifşalarda bulunmaları karşısında MHP ve onun lideri Devlet Bahçeli hakkında son tangonun ne olduğunu anlamaya çalışıyorum.

Bilindiği üzere 2003 ve sonrası Türkiyesinde neo(Ulusalcı-Milliyetçi) çevrelerde biz artık bu saatten sonra onlara rahatlıkla Ergenekoncu da diyebiliriz. Türkiye de bir iç karışıklığın zeminini meydana getirebilmek adına bir takım eylem ve davranışlar içerisinde bulunduklarını ve MHP nin gençliğini de bu oyunun içerisine çekme gayretleri içinde olduklarını da biliyoruz.(Antalya kampüs vakası, Mersin deki bayrak provakasyonu vs vs vs vs uzatabiliriz hep bildiğiniz şeyler olsa gerek.) MHP ve onun Lideri Devlet Bahçeli adına yakışır devlet adamı olduğunu gösterek tehlikenin farkına varıp gençlik teşkilatını bunlardan uzak durmalarını büyük bir çoğunlukla sağlamış ve o dönemde yapmış oldukları tüm konuşmalarında en azından kendi kamuoyununun dikkatini çekmeyi başarabilmiştir. Ayrıca; Tüm Türkiye ye kamuoyuna da mesajlar vermeyi ihmal etmeyerek bence demokrasi sınavından başarı ile geçmiştir.(Bakınız Bursa konuşması)

MHP ve onun lideri Devlet Bahçeli’ yi sanırım bugün bugünlerde vatandaş olarak bizler onu layık olduğu şekilde algılayabilsek ben bugün bu yazıyı yazma zorunda kalmayacaktım. Tarih eminim ki; bu topraklarda kardeş katliamını önlediği için belki de elli yıl sonra ondan bahsederken hakikaten adını en azından adını altın harflerle sayfalara geçecektir.

İşte, bu bu hakikat gerçekliği içerisinde bu böyle bilindiği içindir ki; bu şureka seçimler öncesinde kamuoyunu yanlış yönlendirerek Mhp ve Liderini yıpratma tangosu içerisine girmişlerdir. Eğer düşünmüş oldukları o iğrençlik yani kaos yaşanmış olsa idi bugün mahkemelerde olmayıp saraylarında şampanya patlatıyor olacaklardı. Bütün bu sebepledir ki; ısrarla son tangoları Özelde Devlet Bahçeli genelde de MHP  olmuştur, olmaya da devam edileceği de bir gerçektir.

Saygılarımla,

Aziz AKSU

  

  

   

Mavilik

08 Nisan 2009

Bahar gelmiştir,

Artık.

Senden sonrasında,

Yeşeren dünya

Ve

Aymazlık ta.

Maviliğin üzerine söylediğim onca güzel söz sonrasında,

Seni ve seni;

Yalnızca seni özler oldum.

Baharımda.

Ey maviliğim neredesin.

Mavilik

Mavilik sen, ben

Sensizde sessiz.

Aziz Aksu

Muhtar

05 Nisan 2009

Çiko;

Muhtar oy patlaması yapmış eyyiiii. Güzel. Sen yine çekip gittin Sakarya’ lara. Yoksun be çiko. Hani büyük rakımız, iddia bu ne yapalım.

Seninle

05 Nisan 2009

Seninle mutlu idim,

Sen çekip gittin uzaklara

Londra.

Güz zamanı idi,

Gazap

Ve şarap

Üstüne onca hikayeler dinlemiştim.

Sen yoktun artık;

Senden sonrasında da çok mutlu oldum bilesin,

Aziz Aksu

O Pozisyon

05 Nisan 2009

29 mart yerel(genel) seçimleri nihayet bitti. Bitti ama ne yazık ki; “aması” bitmedi. Dün gece televizyon kanalı içerisinde gezinirken ekranıma kirli sakallı ve iki de bir uzun saçlarını bir kadın edası ile toplayan kişiye gözüm ilişti. 29 mart seçimleri üzerinden nihayetinde bir hafta geçmiş idi ve o görüntü yer alan zat sürekli mevcut iktidara %65 muhalefetin olduğunu ve artık anadolu insanının gerçekleri gördüğünden bahisle hareretli ve bir o kadar gevrek gülümseme içinde yorumlarına devam ediyordu.

%65 muhalefetin olduğu bir ülke aklıma ister istemez ergenekon ve şürekasının sürekli zihinlerde parlementer sistemin kötü bir şey olduğuna dair eylemlerini çağrıştırdı. Nasıl mı? Size anlatmaya çalışayım.

Ergenekon ve şürekası maalasef yine kemalist çizgi de bulunan partilerin almış oldukları oy oranlarını toplayarak muhalefetin çokluğu ile önümüzdeki günlerde erken bir genel seçim için düğmeye basacakları ve mevcut iktidarı da bu yönde manipule etme ve gayretinde olacaklarına dair her hangi bir şüphem yoktur. Şüphemin olmadığını gösteren bir diyalog da yine aynı ağızdan ve yine aynı yönü çağrıştıran cümleler sarf etmesi karşısında mevcut iktidarın içinde de azımsanmayacak ağırlıkta ergenekon ve şürekasının zihniyetininde olduğu bir gerçektir. Eğer hafızamız bizi, bizleri yanıltmıyorsa ki beni hiç yanıltmadı yine aynı şahıs üniversite yapılması düşünülen bir konfreans içinde aynı gayretler içinde olmuş ve ergenekon ve şürekası da düğmeye basıldığı için konfrerans basma kararı almışlardı. Ülke yükselen ulusalcılık terör tehdidini henüz o günlerde tam kavrayamamış bir halde idi. Ülkenin dört bir yanından gizli silah eylemleri de bulunmamıştı. Şimdiler de Cumhuriyet Savcıları nezdinde ülke toprakları karış karış aranmakta ve her yerden silahlar, bombalar ve işin en hazin tarafı doksanlı yıllarda mevcut iktidara muhalif çevrelerin kemik ve fanilaları bir bir fışkırmaktadır. Ulusalcı terör zihniyetinin öyle veya böyle bir şekilde bölücü terör ile içiçe olduğu artık su götürmez bir gerçekliktir.

Son seçimler sonrasında ulusalcı terör çevrelerinin iştahının niçin veya neden yeniden kabarmış olduğunu anlamak mümkün değildir. Mümkün olmayan nedir bilir misiniz, haaa o pozisyon diyeceğiniz noktasındayız. Kirli ilişkilerin yumak olduğu ve birbirine girdiği derin örgütlenmelere dur demek için demokrasiye sahip çıkmak için kirlilerin gülmemesi adına parlementer rejime desteklerimizi sonuna kadar sunmak ve sahip çıkmaktan geçiyor sanırım.

Not : Anlamadığım bir şey daha var ulusalcı terör çevreleri ülkenin bir bölümünde oy patlaması yapan partiyi de mevcut muhalafetin içinde gösterme gayreti sanırım yine önümüzdeki günlerin sıcak geçeceğine işaret ediyor. Ama ben yine de hukukun ve sivil anlayışın bunun da üstünden geleceğine inanıyorum.

Saygılarımla Aziz Aksu 

İron-i,Elen-i

31 Mart 2009

Geçit vermez günlerin sonrasındayım. Yamaçlarımda mum kokulu kadınların, Köşe başlarında fahişe sevişmelerin;

Nihayet bir seçim sonrasındayım. Köşelerinde göbeğini kaşıyan kaşıyana. Okudukça irkiliyorum. Eleni seni senle sensiz kaybedişimin yüz yılı sanki. Tigranakentte yaşadıklarımız ve sonrasında ölümün ölümle yolculuğu. Kafka’nın güncesinde. Şeyhin cebindeyim. Varoluşumun yegane nedeni sendin aslında. Kah dağıtılan beyaz eşya tümcesinde kah yapılan toplu tuvalet inşaatlarındayım. Sabahı beklerken yorgun gözlerim kimliğinde kirli siyasetin aymazlığı yüzde bilmem kaçlarda. Kıyılarında deniz çoşkusu aslında bir yalan bilirim. Aslında tüm bunca yaşananlar bir ironi onu da bilirim. Ah Eleni serden yine sen geçtin üç parça dört parça halinde parçalanmışlığın aslında bir ironi olsa gerek. Kültürel zenginliğin yaşam bulduğu Anatolia’ya Rumeli’ye bir bak bak Eleni. Doğusunda feodal kürtçüler, batısında ve kıyılarında ulusalcı neo faşistler ortasında da islamcı boylar toplu bir şekilde budun halinde bir ironi…………Halka ve bir arada yaşayan tüm halklara sunulan kocaman bir yalan aslında. Aziz Aksu 

Mavi

25 Mart 2009

Geceye dair,

Şarkılar dinledim.

Mavinin yolculuğunda,

Vapur,

İskeleye yanaşıyordu.

İskele de duran sensizlik

Sessizliğimde.

Ayazma da,

Alaca karanlık,

Yakacıktan sel olup akanlar,

Mavinin

Derinliğine,

Koşar adımlarla.

Pınarlarından

Gözyaşlarım akar

Bilirim.

Sessizliğim

Gece yarılarında yankılanır,

Hüzünlenirim.

Hüznüm,

İskele de;

Sensizliğinde..

Ey mavi nerdesin,

Seni sensiz yolculuğunda özledim,

Bilesin.

Delikli taşlarına atımı bağladığım

Günler adına.

Nerdesin.

Ey maviliğim.

Aziz Aksu

 

 

Demo-

25 Mart 2009

Vicdanım sızladı.Seni soğuk bir akşamın kışında yollarda görünce. Evinden barkından ayrı bahçelerinden ayrı kafle de katettiğin yolculuk sonrasında hastalanan çocuklarını görünce kendimden utandım sana sığındım ey insanlık.

Vaktiyle cennetin bahçelerinde idim. Pınarlarından akan suyun kırkında. Kırkpınarında yola koyuldum. Kör olasıca enver paşanın talimatlarında. Allahü Ekber dağlarında donan 90 bin şehit adına, ayakkabısız hırkasız donan 90 bin şehit adına yollarda ölen milyon adına inadına kafle de verdiğin yaşam adına, sana sığındım ey insanlık. Şimdilerde sormadan soruşturmadan vicdanı sızlayan insanlara hain diyebilecek kadar cahillere karşı sana sitemde bulunuyorum.

-krasi, devam ededursun demo’sunda. Ben ve yine de ben gerek kafle de ölenler adına ve gerekse de Allahü Ekber dağlarında ölenler adına vicdanımın sızladığını ve onlar adına özür dilediğimi haykırarak söylüyorum. “Atımı bağladım delikli taşa gün yüzü görmeyesin sen Enver Paşa,Cemal Paşa,Talat Paşa”.