Gülsipan
Salı, 29 Temmuz 2008Sen ve senden sonrası.Sokak çocukları, kevgir ve yalnızlığın vapuru hep aynı nakarat dillerde plesenk. Sen süphan dağının gülüydün bense nemrut, nemrut dağının essiz cılız çocuğu idim. Kıyısında yaşam dikkatle izlenirdi bir zamanlar Kadıköy de. Bütün olarak, tek vücut ve tek nefes gibi. Şatafatlı balo merasimlerinde içilen kadehlerde toplantılar yapılır. Ve ani bir kararla ülke ve ülke gerçekliği ertesi gün sarsılırdı. Kıyısındaydı yaşam, çocuklar sokak aralarında top oynar misket oynarlardı. Henüz saat gecenin dördü değildi, aylardan eylüle çok vardı. Kara trenle yolculuk henüz başlamamıştı. Kapı komşularımız, kirvelerimizdi. Soğuktu, iklim yeryüzü; sokaklarımızda caddelerimizde ay şubattı. Kirveler yanı başımızdaydı. Sobalarda kestane toplantıları vardı. Yanan odun ateşinde. Daracık sokak dizaynları ve sen. Hep karşı çıkardın sokakların daracık yapısına. Özgürlüğün hapsedildiği sokak araları. Bulvarlarında Londra, Paris özlemleri. İki katlı, tek katlı avlulu evlerinde kiraz ağaçları. Dallarından düşen sokak çocukları. Aylardan şubat, mart derken o hazin eylül ayı gelmişti. Bir gece ansızın. Radyo haberlerinde. Saat gecenin dördüydü. Yolculuk başlamak üzereydi. Kadıköy iskelesinde yalnızlığın vapurunda kevgire dönmüş hayatlar eşliğinde bir hayale tutulmuştun. Kız kulesinde, Ayasofya da Sultanahmet at meydanında. Hayallerinin sınırı özgürlüğünün hapsedildiği sokak araları. Mavi otobüse binişin ile indiğin son durak Bakırköy Özgürlük meydanı. Taş mektep ve yıpranan hayatlar. Neredesin ey kirve. Dedim ya senden sonrası hep aynı nakarat. İlkin sen göçüp gittin uzaklara. Sonrasında gülüm soldu. Bir ben kaldım tek başıma sokak aralarında dolaşan bir ben. Kadıköy sahillerinde umutla bekledim. Seni solan gülümü. Özgürlüğümün kaybedilişinin bilmem kaçıncı yılı.Tek başıma rıhtımda oturduğum taburemde şiirler dinledim, şarkılar söyledim. Sana ve senden sonrasına. Sonrasında …………….
