Avrupa yolunda
Perşembe, 30 Ekim 2008Yıllar önce idi. Gecenin dördünde yönetim el değiştirdi. Sıkıyönetim ilanları sonucu gelinen süreç ve sokağa çıkma yasağı. Özgürlüklerin temelden sarsıldığı günlerde ihtilalin akabinde netekim ve ekibi 24 haziran 1983 yılında kabul edilen 71 numaralı kanun hükmünde kararname yaklaşık bir yıl sonra 11 temmuz 1984 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ nin iradesiyle rededilerek ortadan kaldırıldı. Kanun hükmündeki kararnameye göre Türkiye Erzurum,Diyatbakır,Adana,Kayseri,Ankara,Konya,İstanbul ve İzmir olarak 8 Bölge Valiliğine bölünmesi öngörülmüştü. Neyse ki; netekim ve ekibi yapılacak düzenleme de geç kalınca Türkiye 8 parçaya bölünmekten kurtulmuştu. 22 temmuz seçimlerinden önce bu hususun özellikle ressam netekim paşa tarafından dile getirimesi karşısında ne askeri bürokrasi ne de sivil bürokrasi den bir tepki geldiğini şahsen ben hatırlamıyorum. Gelmişse de ben bilemiyorum.
Avrupa yolunda Türkiyemiz bir hayli yol almış iken bu tür çıkışların olacağını bekliyorum ancak bunun dile getirilişi ve tepkisiz kalmasını belki de kabullenemediğimden dir ki bu yazıyı yazmak istedim. Çünkü; olayların perde arkasında olup bitenleri anlamaya çalışırken kişi ve kurumlar farklı renk ve ton da bile olsalar durağan duruşlarının aynı olması nedeniyle birlikte hareket etmeleri hissini ben de uyandırmasına da duygu ve birikimlerim engel olamıyor. Neden mi son Aktütün saldırısı sonrasında bir bölge için değil de örtü üstülü tüm Türkiye için Ohal rejimini andırır taleplerin artması nedeniyle bir takım beyinlerde kalemlerde çağrıştırma yoluyla yeniden netekimin duygu ve düşüncesine paralel idari olarak Türkiye nin 20-25 idari bölge ye ayrılması teklifi karşısında Avrupa yolunun zayıflatılması fikri ile hareket edildiği hissi artık çok yoğun. Statükocu beyinlere sivillerin de aynı parelellik te yakın olması avrupa yolunda hem ülke olarak hem de toplum olarak işimizin zor olduğu ve yeni dönem de bu tür insan hak ve özgürlüklerini geriye götürecek duygu ve düşüncelerin artacağını zannediyorum. Umarım göçmen yüreğim parçalanmadan korkmadan ergene de dicle de fırat ta aras da asi de sakarya da hep aynı duygu ve düşünce içerinde birlikte coşar. Birlikte akar. Yoksa bölünmüşlüğün ne bana ne bilmem mısır daki sağır sultana bir faydası yok ben bunu bilir bunu söylerim. Sözüm ergenekoncu neo ulusalcılara sözüm ayrılıkçı kürt boylarına sözüm islamcı feodallara. Çözüm sade ve basitttir. Çözüm hakikaten tek vucüt tek ses olarak farklılıkları da yok etmeden sevginin yerini kine dönüştürmeden saygı ve sevgi sınırları içerisinde sanata aşka gösterdiğimiz sahte ilgi kadar bile olsa birbirimize göstereceğimiz çizgidir. Çözüm yeniden toprak reformunu savunmaktır. Çözüm ölümlerin kutsanmadığı bir dünya yaratmadadır. Yarın çok geçmeden ………….saygılarımla Aziz Aksu
