Aralık 2008 için Arşiv

KAFLE

Pazar, 07 Aralık 2008

 

 

 

Zamana yenildik, aslında. Kırımlar, kavgalar ve onlarca ölümler sonrasında “KAFLE”.

 

İstanbul da, İznik te, Ankara da, Diyarbakır da, Elazığ da, Erzurum da, Van da, Kastamonu da, Malatya da, Sivas ta onlarca yaşam hep birlikte kardeşçe. 1071 ve sonrasında kurulan kardeşlik köprüsü Osmanlı Devletinin 1800 yıllarında değişmeye başladı. O güne kadar Sadık Tebaa diye tabir edilen Ermeni halkına bakışlar 1789 sonrasında şekillenen ulusal-milliyetçi akımın etkisiyle değişmeye ve hatta sokak kavgalarında bile kendini gösterir oldu. 1789 ve sonrasında Osmanlı Devleti bir bir İmparatorluk sınırlarından ilkin Balkanlarda Sırplar, Yunanlar ve Bulgarlar lehine çekildi. Fetihler ve sonrasında yurt edinilen topraklar bir bir elden çıkar oldu. Bu yenilgi sonrasında, Balkanlardan Anadolu ya göç eden Müslüman topluluklarda (Özellikle de Türk olmayan Müslüman topluluklarda Bakınız Pomak Tarihi Bakınız Arnavut Tarihi) yeni bir arayış ve bir durumun temellerini atmış oldu. Osmanlı İmparatorluktan Devlet sınırlarına çekilirken bazı idari, yönetsel boyutlarda toplum dinamiklerini de sarsacak boyutlarda değişikliklere gitti. Bu değişik durum ilkin Saray ve Sarayın Devşirme yönetiminde Kıta Avrupasına da hoş görünmek uğruna alelacele yapıldı. Gülhane, Tanzimat fermanı derken onu Paris Antlaşması ve en sonunda da meşhur 1878 Ruslara karşı uğranılan yenilgi sonrasında Yeşilköy de imzalanan antlaşma sonrasında Saray ve onun Devşirme yönetimine karşı tepkiler de çoğaldı. Artan tepkiler karşısında İstanbul merkezli olmak üzerine yönetime karşı gelen birey ve topluluklara karşı bir cadı avı başlatılmış oldu. İttihat ve Terakki Yönetiminin temelleri bu sıkı dönemde atılmış oldu. Avrupa ya Saray eliyle gönderilen aydınlar zamanla yurda döndüklerinde 1789 İhtilalinin etkilerini de yurda getirmiş oldular. Yayınlanan mecmua ve kitaplarda işlenen Pantürkizm akımının da temelleri atılmış oldu. Bu akım önce edebi konularda yazan kişilerde etkili oldu. Zamanla Osmanlı Devletinde bu hususlar Askeri okullara kadar inmiş oldu. Vatanın nasıl kurtulacağı insanlar kafa yorarken Saray ve onun Devşirme ahalisi biraz batıdan biraz da toplumdan yükselen tepki karşısında yönetim anlayışında tekrardan değişiklik yoluna gitme zorunda kaldılar ve nihayetinde II.Meşrutiyet ilan edildi. Anayasal sistem açısından bu ilan çok güzel bir gelişme olarak ta kabul edilebilinir. Ancak, II.Meşrutiyetin ilanından sonra Osmanlı Devletini çok zor günler beklemekte idi. Daha henüz I.Paylaşım Savaşı patlak vermemişti. İttihat ve Terakki yöneticileri yönetimde ağırlığı gerek Saray içi yapmış oldukları evlilikler ve gerekse de silahlı güç karşısında Saray yönetimi devlet idaresinden elini çekmek zorunda kaldı ve hatta padişah deyim yerinde ise ona yeni bir saray yapılarak ailesiyle orada ikametgahı sağlandı. Ve meşhur üçlü ile gerek toplum ve gerekse de tarih tanışmış oldu. Talat,Cemal ve Enver Paşalar. Ansızın bir gecede koca bir devlet I.Paylaşım Savaşına sokulmuş oldu. SARIKAMIŞ hezimeti sonrasında Rus işgali Kars ve civarlarında bütün vahşeti ile sürerken Taşnak partisine mensup ve çoğunluğu da İstanbul dan sürülen Ermeni çetelerinin oluşturduğu hezeyan Doğu da vahşet boyutlarına ulaşırken bu durumdan en çok etkilenen Doğu illerinde yaşayan Ermeni toplumunda kabuller görmedi görmesi de mümkün değildi. Çünkü; yüzyılların getirmiş olduğu kardeşlik buna engel oldu. Bu haysiyetli duruşun yerleşik Müslüman toplum tarafından da unutulmadığının en güzel örneği de Kafle zamanı Müslüman komşusuna teslim edilen “Toplumda Besleme diye tabir ettiğimiz gencecik bedenlerdir.” Kafle 1915 ve sonrasında ne yazık ki Ruslara karşı kurulmuş olunan Hamidiye kışlalarında yetişen Hamidiye Alayları tarafından kırımlara yol açtı. İttihat ve Terakki Partisinin eliyle yürütülen bu kırımların Ne Türklere Ne de o an Doğu illerinde yerleşik Şafi Kürtlere bir bütün olarak mal edilmesi mümkün değildir. Ancak; Kafle sırasında yaşanan bütün olumsuzluklardan dolayı bu güne kadar bir özür dahi dilenmemiş olması da toplum olarak kabul edilir bir durumda değildir. İttihat ve Terakki Partisinin yaklaşık yüzyıl önce Hamidiye Alaylarında yetişenlerle kurmuş oldukları ittifak ve dehşet senaryoları yeni kırımlara ve utançlara yol açmaması gerekmektedir. Günümüz de İttihat ve Terakki Partisi ile yeni Hamidiye Alayları arasında kurulan ilişki Asrın Davası tutanaklarına geçmiş durumdadır. Yeni Kafle’ lerin olmaması dileğiyle haydi kalın sağlıcakla.

 

Dip not: Kimin gözün penceresinde TEHCİR kimin gözün penceresinde SOYKIRIM. Çocukluğumda kulağımda kalan , benim gözün penceresinde KAFLE. Saygılarımla. Aziz AKSU  

 

 

Hani Jitem yoktu!!!!!!!!!…..

Cumartesi, 06 Aralık 2008

Asrın davası üzerine herkes konuşmakta. Bazen konuşmakla da yetinilmeyip dil sürçü lisan etmekte. son günlerin gözden belki de bilinerek kaçtığı konu bu olsa gerek. Bu coğrafya da kafle var bu coğrafya da 1934 olayları var bu coğrafya da 1938 ler var bu coğrafya da varlık vergisini veremeyenlerin sarı gelinleri var bu coğrafya da 6-7 eylül var bu coğrafya da 12 eylül var bu coğrafya da maalesef terör de var ama bu coğrafya da jitem de var. …………………………………..