Mart 2009 için Arşiv

İron-i,Elen-i

Salı, 31 Mart 2009

Geçit vermez günlerin sonrasındayım. Yamaçlarımda mum kokulu kadınların, Köşe başlarında fahişe sevişmelerin;

Nihayet bir seçim sonrasındayım. Köşelerinde göbeğini kaşıyan kaşıyana. Okudukça irkiliyorum. Eleni seni senle sensiz kaybedişimin yüz yılı sanki. Tigranakentte yaşadıklarımız ve sonrasında ölümün ölümle yolculuğu. Kafka’nın güncesinde. Şeyhin cebindeyim. Varoluşumun yegane nedeni sendin aslında. Kah dağıtılan beyaz eşya tümcesinde kah yapılan toplu tuvalet inşaatlarındayım. Sabahı beklerken yorgun gözlerim kimliğinde kirli siyasetin aymazlığı yüzde bilmem kaçlarda. Kıyılarında deniz çoşkusu aslında bir yalan bilirim. Aslında tüm bunca yaşananlar bir ironi onu da bilirim. Ah Eleni serden yine sen geçtin üç parça dört parça halinde parçalanmışlığın aslında bir ironi olsa gerek. Kültürel zenginliğin yaşam bulduğu Anatolia’ya Rumeli’ye bir bak bak Eleni. Doğusunda feodal kürtçüler, batısında ve kıyılarında ulusalcı neo faşistler ortasında da islamcı boylar toplu bir şekilde budun halinde bir ironi…………Halka ve bir arada yaşayan tüm halklara sunulan kocaman bir yalan aslında. Aziz Aksu 

Mavi

Çarşamba, 25 Mart 2009

Geceye dair,

Şarkılar dinledim.

Mavinin yolculuğunda,

Vapur,

İskeleye yanaşıyordu.

İskele de duran sensizlik

Sessizliğimde.

Ayazma da,

Alaca karanlık,

Yakacıktan sel olup akanlar,

Mavinin

Derinliğine,

Koşar adımlarla.

Pınarlarından

Gözyaşlarım akar

Bilirim.

Sessizliğim

Gece yarılarında yankılanır,

Hüzünlenirim.

Hüznüm,

İskele de;

Sensizliğinde..

Ey mavi nerdesin,

Seni sensiz yolculuğunda özledim,

Bilesin.

Delikli taşlarına atımı bağladığım

Günler adına.

Nerdesin.

Ey maviliğim.

Aziz Aksu

 

 

Demo-

Çarşamba, 25 Mart 2009

Vicdanım sızladı.Seni soğuk bir akşamın kışında yollarda görünce. Evinden barkından ayrı bahçelerinden ayrı kafle de katettiğin yolculuk sonrasında hastalanan çocuklarını görünce kendimden utandım sana sığındım ey insanlık.

Vaktiyle cennetin bahçelerinde idim. Pınarlarından akan suyun kırkında. Kırkpınarında yola koyuldum. Kör olasıca enver paşanın talimatlarında. Allahü Ekber dağlarında donan 90 bin şehit adına, ayakkabısız hırkasız donan 90 bin şehit adına yollarda ölen milyon adına inadına kafle de verdiğin yaşam adına, sana sığındım ey insanlık. Şimdilerde sormadan soruşturmadan vicdanı sızlayan insanlara hain diyebilecek kadar cahillere karşı sana sitemde bulunuyorum.

-krasi, devam ededursun demo’sunda. Ben ve yine de ben gerek kafle de ölenler adına ve gerekse de Allahü Ekber dağlarında ölenler adına vicdanımın sızladığını ve onlar adına özür dilediğimi haykırarak söylüyorum. “Atımı bağladım delikli taşa gün yüzü görmeyesin sen Enver Paşa,Cemal Paşa,Talat Paşa”.

Demo-krasi

Çarşamba, 25 Mart 2009

İnsanlığın son bileşeninde yaratmış olduğu olmazsa olmaz koşulları içeren temel hak ve özgürlüklerin sıkı sıkaya gerek örf ve adetler nezdinde ve gerekse de anayasal sistem içerisinde korunduğu bir sistematik özgürlükler bileşenidir. Bu bileşen durum insanlığın yüzyıllar boyunca elde etmiş olduğu savaşlar,afetler ve yıkımlar sonrasında elde ettiği bir bileşen olarak karşımıza çıkmaktadır. Evrensel boyutları açısından bir sorun teşkil etmemesine rağmen yerel bazda ulus devlet ekseninde popilist politikalar uğruna hem ihmal edilen bir bileşen olarak karşımızda durmaktadır. Son günlerin seçim atmosferi ve onun vazgeçilmez siyasi çekişmeleri ben de bir demo-krasi hususunda yazı yazmam gerekliliğini ortaya koydu. Suya sabuna dokunmadan ve siyasi kişiliklerin hedefi haline gelmeden söz konusu bu yazı gerçekliği nasıl olacak onu da bilemiyorum. Neyse…….

Soğanlık yeni mahalle den seçime ve onun atmosferine bir bakacak olursak, seçimin gerek siyasi partiler düzeyinde ve hatta en ilginç olanı da muhtarlık seçiminde sanki seçimin yerel siyasetten çok genel seçim havasında algınlandığı ve siyasi aktörlerin sözüm ona seçmen kitlesini etkilemek açısından politik duruşlar sergilediği ve son günlere maalesef bu hava içerisinde seçime hazırlandıklarını görmekteyiz. Seçimin ve seçim siyasetinin gelmiş olduğu bu ahval içerisinde yerel yönetimler bir bir belirlenirken ben sizlere muhtarlık seçimlerinden bahsetmek istiyorum. Bilindiği üzere gerek anayasa ve gerekse de yasalar gereği muhtarlık seçimleri herhangi bir siyasi argüman kullanmadan sadece ve sadece o yerel bölgenin temsil kabiliyetini meydana getirirken oluşturulan seçim atmosferi maalesef soğanlık yeni mahalle de iktidar ve iktadar karşıtını bulan ulusal ittifak içerisinde geçmekte ve demokrasi denilen bileşen en küçük yerelden ilkin bir darbe ile yoluna devam edilmesi de beklenilmektedir. Adaylar ve onların azalarını gösteren figürler incelendiği vakit demokrasi açısından dehşet bir tablo ile karşılandığı da bir gerçekliktir. Yerel yönetimlerin olmazsa olmaz koşullarından olan muhtarlık ve onun azaları mahalle için belli bir birikimden meydana gelen ve entellektüel bir bilgiyi de içinde barındırması gerekirken hala köylülük geleneğinden kalma alışkanlıklar olsa gerek hala ulusal ve milliyetçi söylemler ışığında aday ve kadroların oluşması karşısından seçim sonrasında değil o mahalleye bir temsil kabiliyeti en ufak bir faydanın olabileceğini de sanmıyorum. İttifakların bilgi ve onun entellektüel birikimi ile yapılması gerekirken ulusalcı ve milliyetçi söylemler ile oy istenilmesi de inanın mahallemiz açısından büyük kayıplara vesile olacaktır. Devam edecek.,,,,,,,seçim sonrası…….Saygılarımla Aziz AKSU 

Ağla

Çarşamba, 18 Mart 2009

Ağlayasun emiiii,

Ağla.

Sokaklarda,

Kaldırımlarda;

Köşe başlarını tutan Fahişelerinle ağla,

Ağlayasun Ağlayasun.

Ah

Yine yitip Gidenlerin hazin öyküsü

Dört genç dört gencecik fidan

Gazetelerinde boy boy netekim kıyımları,

Ağla ey sevgili ülke kendine ağla ağla……