Nisan 2009 için Arşiv

Ulusalcı-Milliyetçi’likte Son Tango

Perşembe, 09 Nisan 2009

2002 den  bu yana neo-(ulusalcı,milliyetçi) çevrelerde; gerek Azerbaycan ve gerekse de Kıbrıs’ın gündemde kalması için yoğun çaba sarf edilmekte ve üzülerek belirtmek gerekirse bu gündem çabaları rasyonellikten uzak bir şekilde kendini göstermektedir. Genelde bu çevrelerce kullanılan cümleler slogan cümlelerden oluşmakta ve kamuoyu bilinçli bir şekilde bilgi kirliliği içerisinde bırakılarak gündem sürekli manipule edilmektedir.

İ.rasyonelliğe örnekler verirsek bu çevreler sürekli olarak gerek görsel ve gerekse de yazınsal medyalarında sürekli olarak “Anavatan-Yavruvatan”,”Tek millet-İki Devlet” vs slogan cümleler eşliğinde gündemi elde tutmak için sürekli olarak önlerine kim geldi ise onu topa tutmakta ve haksız karalama gayretleri içerisinde olduklarını görmekteyiz. (Bu karalamaya zaman zaman sivil unsurların yanısıra asker unsurlarında maruz kaldıklarını görmekteyiz. )

Tüm Türkiye kamuoyunun bu tipleri iyiden iyiye tanıyıp onların gerçek yüzlerini görmeleri açısından benimde bir kaç sözüm, cümlem olacaktır.

Son günlerde Obama’nın Türkiye’ye yapmış oldukları ziyaret sonrasında bu çevrelerin kaleme aldıkları yazılar sarf ettikleri sözcükler yan yana veyahut alt alta toplandığı vakit bu çevrelerin İ.gerçek yüzlerini ne yazık ki görmekteyiz.  Obama’nın TBMM de yapmış olduğu konuşmalarından birinde Türk-Ermeni sınırın açılması cümlesi karşısında bu çevreler yine yeniden aynı slogan cümleleri puntolarında büyüterek gündem oluşturma gayreti içerisine girdiler. Sormak hakikaten bu çevrelere acil olarak sormak isterim. Madem ki; tek millet iki devletiz. Neden hala pkk Azerbaycan’ da terör listesinde değildir, neden????????

Bu çevreler göre Türk-Ermeni sınırının açılması Ermenistan’da ekonomik ve manevi destek anlamına gelir, bu durumundan hem Türkiye- Azerbaycan ilişkileri hem de Türk Birliği Ülküsü ciddi bir darbe alır, demektedirler.

Bana göre özelikle Kafkaslarda Türkiye artık Azeri prangasından kurtulmak zorundadır. Ne pahasına olursa olsun. Yok Azeriler gazı kesecekmiş yok bilmem ne. Yeter artık bu sonu gelmez tehditleriniz yeter.

Ancak, bu demek değildir ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti (konumuz itibariyle örnek verirsek) özellikle Dağlık Karabağ da yaşanan zorla göç ettirilme ve insan hakları ihlallerine de dur diyerek bölge genelinde elinde bulundurduğu büyük devlet imajına da uygun bir hareketle davranmasını da beklemek isterim.

Konumuza dönecek olursak; bu çevrelerin 29 Mart yerel seçimleri öncesinde dillendirdikleri son tangoya gelirsek:

Özelde ve genelde MHP ve onun lideri Devlet Bahçeli hakkında akıl almaz ifşalarda bulunmaları karşısında MHP ve onun lideri Devlet Bahçeli hakkında son tangonun ne olduğunu anlamaya çalışıyorum.

Bilindiği üzere 2003 ve sonrası Türkiyesinde neo(Ulusalcı-Milliyetçi) çevrelerde biz artık bu saatten sonra onlara rahatlıkla Ergenekoncu da diyebiliriz. Türkiye de bir iç karışıklığın zeminini meydana getirebilmek adına bir takım eylem ve davranışlar içerisinde bulunduklarını ve MHP nin gençliğini de bu oyunun içerisine çekme gayretleri içinde olduklarını da biliyoruz.(Antalya kampüs vakası, Mersin deki bayrak provakasyonu vs vs vs vs uzatabiliriz hep bildiğiniz şeyler olsa gerek.) MHP ve onun Lideri Devlet Bahçeli adına yakışır devlet adamı olduğunu gösterek tehlikenin farkına varıp gençlik teşkilatını bunlardan uzak durmalarını büyük bir çoğunlukla sağlamış ve o dönemde yapmış oldukları tüm konuşmalarında en azından kendi kamuoyununun dikkatini çekmeyi başarabilmiştir. Ayrıca; Tüm Türkiye ye kamuoyuna da mesajlar vermeyi ihmal etmeyerek bence demokrasi sınavından başarı ile geçmiştir.(Bakınız Bursa konuşması)

MHP ve onun lideri Devlet Bahçeli’ yi sanırım bugün bugünlerde vatandaş olarak bizler onu layık olduğu şekilde algılayabilsek ben bugün bu yazıyı yazma zorunda kalmayacaktım. Tarih eminim ki; bu topraklarda kardeş katliamını önlediği için belki de elli yıl sonra ondan bahsederken hakikaten adını en azından adını altın harflerle sayfalara geçecektir.

İşte, bu bu hakikat gerçekliği içerisinde bu böyle bilindiği içindir ki; bu şureka seçimler öncesinde kamuoyunu yanlış yönlendirerek Mhp ve Liderini yıpratma tangosu içerisine girmişlerdir. Eğer düşünmüş oldukları o iğrençlik yani kaos yaşanmış olsa idi bugün mahkemelerde olmayıp saraylarında şampanya patlatıyor olacaklardı. Bütün bu sebepledir ki; ısrarla son tangoları Özelde Devlet Bahçeli genelde de MHP  olmuştur, olmaya da devam edileceği de bir gerçektir.

Saygılarımla,

Aziz AKSU

  

  

   

Mavilik

Çarşamba, 08 Nisan 2009

Bahar gelmiştir,

Artık.

Senden sonrasında,

Yeşeren dünya

Ve

Aymazlık ta.

Maviliğin üzerine söylediğim onca güzel söz sonrasında,

Seni ve seni;

Yalnızca seni özler oldum.

Baharımda.

Ey maviliğim neredesin.

Mavilik

Mavilik sen, ben

Sensizde sessiz.

Aziz Aksu

Muhtar

Pazar, 05 Nisan 2009

Çiko;

Muhtar oy patlaması yapmış eyyiiii. Güzel. Sen yine çekip gittin Sakarya’ lara. Yoksun be çiko. Hani büyük rakımız, iddia bu ne yapalım.

Seninle

Pazar, 05 Nisan 2009

Seninle mutlu idim,

Sen çekip gittin uzaklara

Londra.

Güz zamanı idi,

Gazap

Ve şarap

Üstüne onca hikayeler dinlemiştim.

Sen yoktun artık;

Senden sonrasında da çok mutlu oldum bilesin,

Aziz Aksu

O Pozisyon

Pazar, 05 Nisan 2009

29 mart yerel(genel) seçimleri nihayet bitti. Bitti ama ne yazık ki; “aması” bitmedi. Dün gece televizyon kanalı içerisinde gezinirken ekranıma kirli sakallı ve iki de bir uzun saçlarını bir kadın edası ile toplayan kişiye gözüm ilişti. 29 mart seçimleri üzerinden nihayetinde bir hafta geçmiş idi ve o görüntü yer alan zat sürekli mevcut iktidara %65 muhalefetin olduğunu ve artık anadolu insanının gerçekleri gördüğünden bahisle hareretli ve bir o kadar gevrek gülümseme içinde yorumlarına devam ediyordu.

%65 muhalefetin olduğu bir ülke aklıma ister istemez ergenekon ve şürekasının sürekli zihinlerde parlementer sistemin kötü bir şey olduğuna dair eylemlerini çağrıştırdı. Nasıl mı? Size anlatmaya çalışayım.

Ergenekon ve şürekası maalasef yine kemalist çizgi de bulunan partilerin almış oldukları oy oranlarını toplayarak muhalefetin çokluğu ile önümüzdeki günlerde erken bir genel seçim için düğmeye basacakları ve mevcut iktidarı da bu yönde manipule etme ve gayretinde olacaklarına dair her hangi bir şüphem yoktur. Şüphemin olmadığını gösteren bir diyalog da yine aynı ağızdan ve yine aynı yönü çağrıştıran cümleler sarf etmesi karşısında mevcut iktidarın içinde de azımsanmayacak ağırlıkta ergenekon ve şürekasının zihniyetininde olduğu bir gerçektir. Eğer hafızamız bizi, bizleri yanıltmıyorsa ki beni hiç yanıltmadı yine aynı şahıs üniversite yapılması düşünülen bir konfreans içinde aynı gayretler içinde olmuş ve ergenekon ve şürekası da düğmeye basıldığı için konfrerans basma kararı almışlardı. Ülke yükselen ulusalcılık terör tehdidini henüz o günlerde tam kavrayamamış bir halde idi. Ülkenin dört bir yanından gizli silah eylemleri de bulunmamıştı. Şimdiler de Cumhuriyet Savcıları nezdinde ülke toprakları karış karış aranmakta ve her yerden silahlar, bombalar ve işin en hazin tarafı doksanlı yıllarda mevcut iktidara muhalif çevrelerin kemik ve fanilaları bir bir fışkırmaktadır. Ulusalcı terör zihniyetinin öyle veya böyle bir şekilde bölücü terör ile içiçe olduğu artık su götürmez bir gerçekliktir.

Son seçimler sonrasında ulusalcı terör çevrelerinin iştahının niçin veya neden yeniden kabarmış olduğunu anlamak mümkün değildir. Mümkün olmayan nedir bilir misiniz, haaa o pozisyon diyeceğiniz noktasındayız. Kirli ilişkilerin yumak olduğu ve birbirine girdiği derin örgütlenmelere dur demek için demokrasiye sahip çıkmak için kirlilerin gülmemesi adına parlementer rejime desteklerimizi sonuna kadar sunmak ve sahip çıkmaktan geçiyor sanırım.

Not : Anlamadığım bir şey daha var ulusalcı terör çevreleri ülkenin bir bölümünde oy patlaması yapan partiyi de mevcut muhalafetin içinde gösterme gayreti sanırım yine önümüzdeki günlerin sıcak geçeceğine işaret ediyor. Ama ben yine de hukukun ve sivil anlayışın bunun da üstünden geleceğine inanıyorum.

Saygılarımla Aziz Aksu