Mavi
Cumartesi, 17 Ekim 2009Kadıköy de rıhtımda idim. Çocukluğumun son durağı, Mavi.
Kadıköy de rıhtımda idim. Çocukluğumun son durağı, Mavi.
Alevi Çalıştayı, Kürt Açılımı derken Ermeni Açılımı ile sözüm ona Demokratik Açılım tamam oldu. Ülkeyi yönetenler bu süreçte Ankara ve ahalisinde bulunan sivil toplum örgütleri, partiler ve şehit yakınlarının açmış bulundukları dernekler ile iftar yemeklerinde bulundular. Açılımın orta yerinde İmralı da oturan zat da bir yol haritası sundu, Bursa Cumhuriyet Savcılığına. En sonunda da Sayın Başbakan Gazete ve Televizyonların(kırka kadar) Genel Yayın Yönetmanlari ile iftarda bir araya geldiler. Buraya kadar televizyon ve gazetelerden izleyebildiğimiz kadarı ile bir iki aykırı ses dışında açılımlara tepkiler yüzeysel oldu.Ancak;
Zaman geçtikçe gördük ki; Açılım etrafında kümelenmiş gruplar aslında (Bu sürece ister dahil olsun ister se de karşı çıksın) açılımsızlık konusunda hem fikir olduklarını gördük, görmekteyiz.
Alevi Çalıştayı;
Ali Balkız, Alevi sorununu çözmenin hem çok kolay hem de zor olduğunu belirterek, “Kolaydır çünkü laikliği, demokrasiyi arzu ediyoruz biz. Laikliği ve demokrasiyi, düşünce ve inanç özgürlüğünü arzu ederken bu çağda ülkemizde hak ettiğimizi düşünüyoruz ama kimi direnç noktalarının olduğunu da biliyoruz” diye konuştu.
Kürt Meselesinin Çözümü: Türkiye Modeline Doğru” adlı çalıştay sona erdi.
Ve nihayetinde Ermenistan ile iki maddelik protokol İsviçre de tarihi maç öncesinde taraflarca imzalandı.(Bütün karşı çıkışlarına rağmen-Türkiye de milliyetçi çevreler ile ulusalcı çevreler ve Ermenistan daki Taşnak Partisine rağmen)
İsrail ile yaşanan ikinci One Minute krizi sonrasında geleneksel ortadoğu politikalarının artık değişmiş olduğunu ve bu konu da da Türkiyenin önemli roller üstlendiğini gerek görsel medya da ve gerekse de yazınsal medya da görmekteyiz.
Buraya kadar olanları anlamak anlatmak bir yere kadar mümkün olsa da iç politikaya yönelik hamlelerin çokça gerek iktidar ve gerekse de muhalefet tarafından dile getirilmesi ile birlikte toplumda giderek bir ayrışmanın olduğu hemen farkedilmekte ve bu sorun artık taraflı tarafsız insanlar tarafından dile getirilmektedir.
Bu aşama da muhalefet partisine mensup kişilerin ısrarlı şartları yerinde olmamakla beraber toplumsal ayrıştırmaya da çanak tuttuğu lokal düzeyde de olsa da ortada iken(Hala Baykal’ın ısrarını anlamış değilim) Neden mi?
Şöyle ki;
Bütün dünya da farklı sesler farklı renkleri bir arada tutmaya çalışan Sosyal Demokrasiler ve onun yılmaz örgütleri olan Sosyal Demokrat Partiler maalesef ülkemizde hala statüko peşinde koştuklarından bu görevi (Üzgünüm) iktidar da bulunan partiler(Muhafazakar) yapmakta ve bunları dile getirmiş olmaları toplumun farklı kesimlerini meydana getiren katmanlardan destek görmeleri ile iktidar daha uzun yıllara kadar götürülebilinecektir. Muhalefetin bütün bu olan bitenler karşısında ders alması için ille de abant toplantılarına katılmış olması gerekmez. Ama yine de dersine çalışmayan öğrenci misali en azından okulunun karşısında bulunan kırtasiye den ders notlarının fotokopisini alması için kırtasiye ye kadar gidilmesi fikrinde iseler ona diyecek bir husus yok. Varsın gitsinler. Devam edecek…… Aziz Aksu
Anlamsızdı, biliyorum. Senden sonrasında sensizliğine dair onca sigaralı voltalar anlamsızdı. Küçük bir çocuk idim. Belki bir bende seninle büyüme umudu ile kendimi yeniledim. Baş ucumda duran içki kadehleri ve yanan sigaram. Seninle. Şiddetli bir ağrı ile uyandım, bu sabah. Oğlum Emir’ in yüzüme vurduğu tokadında. Israrlı sakız istemini uykulu halim anlamamıştı. Tokattan sonra yüzümün hali yalnızlığın son hali idi. Bilirim nice maceralar nice darbeler sonrasında topallayan demokrasi ve sen. Bilirim, senin son halin hastalığına inat statüko koruyucularına inat yüzünde parlasa da tokat yine de yeniden yollara çıkışın hastalığından kendini kollayaşındır. Bilir misiniz ki; DOMUZ GRİBİNE AŞI BULUNDU, İNSAN İÇİN. YA BEYNİN DOMUZ GRİBİNE YAKALANMASINA KARŞI BİR AŞI BULUNDU MU? Haydi kalın sağlıcakla.
Aziz AKSU
Bekleyin….,