Aylardır tartışılan konularda biriken kin, öfke zaman zaman dışa vurur kendini. Sanal ortamlarda yetişen kuşaklar cahil, bilgisiz ve o kadar da öfkelidir. Toplum bütün katmanlarında kendini böyle mutlu kılar ifadelerinde. Aslolan çözümsüzlüktür. Nice var ol Türkiye, Tam Bağımsız Türkiye, Demokratik Cumhuriyet, Açılım Saçılım politikalarında hep bunu gördük. Film hep bir yerde kesintiye uğrar. Ya ışıkçı izinlidir ya da işten atılmıştır. Veyahut enerji kesintisi başlar çağdaş toplumsal hafızaların derinliğinde. Sonuç ortadadır. Elli bine yakın ölü bedenler zılgıtlar eşliğinde bayraklara sarılır nutuklar atılır sonrasında kocaman bir hiçlik duygusu. Konuyu örnekleri ile ele alalım. Güneydoğu eksenli parti sözcülerinin dilinde barış, özgürlük ve demokratik bir cumhuriyet vurgusu aslında sanaldır. Neden mi;
Şöyle ki;
Hakikaten Barış, Özgürlük ve demokratik talepler ulvi taleplerdir. Ancak, bu taleplerin kürsü de kalmaması için iş bu sözcülerin topraksız köylülere hemen acilen haksız yere ellerinde tuttukları toprakları bedelsiz gerçek sahiplerine devretmeleri barış özgürlük ve demokratik taleplerin sözde olmadıklarını biz insanlara göstermesi açısından atılması gereken bir öncelik adımıdır. Yoksa, politikaların terör ve onun başı ile yapılabilinmesi ne çağdaşdır ne de hukuki ve meşru bir politikalar bütünlüğüdür.
Ulusal ve bağımsızlık politik duruşlarıyla da hep statükoyucu yanında yer alan sıra neferleri de samimi değildirler. Neden mi;
Şöyle ki;
28 Şubat ve sonrasında baş örtülü öğrencilere üniversitelerde ikna odaları oluşturan zihniyet bu gün çarşaflı ve cüppeli açılımlar ile kamuoyunun beyninde derin yaralar açmakta ve hattasında dalga geçmektedirler.
Nice var ol Türkiye sloganları ile miting yapanlar bugün mitinglerinde alevi semahı ile mitinglerine başlaya dursunlar. Toplum hafızasında K.Maraş,Çorum katliam ve olayları daha sıcaklığını korurken bir iç savaşa zemin hazırlayanlar ortada dururken bu tür mitinglerinde samimiyetten uzak oluşu da ortadadır. En son olarak ta milliyetçi söylem ve koltuğun olduğu yerde(Selendi Roman Sürgünü) roman kardeşlerimizden bahisle yine et tırnak manikür pedikür muhabetleri en son olarak ta sir ağda ile sürgüne dönüştü. Bilesiniz.
Açılım ve saçılım örnekleri de ibretle hayretle izlenmeye değer olsa gerek. Bir taraftan Ermenisiz Ermeni açılımları hala Hrant Dink katilleri infaz koruma memuru, evlilikleri ile biz insanlarla dalga geçer gibi…… Bir taraftan roman açılımı sürgünlere(Selendi), ölümlere(Uzunköprü) Dağdan inenlere örtülü af amma kitlesel protestolara kitlesel linç girişimleri(Edirne, Erzincan) hala tazeliğini korurken ben kısacası Kürtçüsününde, Türkçüsününde, Ulusalcısınında, İslamcısınında samimi olmadığını ve çözüm diye getirilenlerinde aslında bir tür çözümsüzlük olduğunu da çok iyi bilmekteyim. Eh haydi kalın sağlıcakla. Saygılarımla Aziz AKSU