Şubat 2010 için Arşiv

ONLAR ÖLDÜLER Mİ SANIRSIN

Cuma, 05 Şubat 2010

Ey katiller katili ey insan oğlu. Öldürdüklerin bir film gibi. Bu günlerde gözlerinde. Bir Abdi İpekçi’ ler, Bir Kemal Türker’ ler, Bir Doğan Öz’ler , Bir Bahriye Üçok’ lar, Bir Turan Dursun’ lar, Bir Çetin Emeç’ ler, Bir Onat Kutlar’ lar, Bir Vedat Aydın’ lar, Bir Ahmet Taner Kışlalı’ lar, Bir Uğur Mumcu’ lar, Bir Hrant Dink’leri öldürdün mü sanırsın. Yanılıyorsun ey insan oğlu büyük bir yanılgı içindesin bilesin. Öldürdüğün kendinden bir parçadır bilesin. Aydınlık yarınlarındır. Karanlığa yaklaşımındır. Sanma ki; bu günlerde milyon dolarlık projeler seni bekler Ey katiller katili ey insan oğlu ……. Evliliklerin gardiyanlık mülakatların da senin olsun. Ölen sensin Ey toplumun sessiz bütüncül çoğunluğu ölen sizlersiniz. Arat Dink’ in isyan dolu sözcükleri, Nükhet İpekçi’nin kanlı gömlek görüntüleri de sizleri aslınıza insanlığınızdan utanmanıza getirmedi ise hakikaten ölen sizlersiniz bilesiniz. Aziz Aksu

Çözümsüzlüktür asıl olan

Cuma, 05 Şubat 2010

Aylardır tartışılan konularda biriken kin, öfke zaman zaman dışa vurur kendini. Sanal ortamlarda yetişen kuşaklar cahil, bilgisiz ve o kadar da öfkelidir. Toplum bütün katmanlarında kendini böyle mutlu kılar ifadelerinde. Aslolan çözümsüzlüktür. Nice var ol Türkiye, Tam Bağımsız Türkiye, Demokratik Cumhuriyet, Açılım Saçılım politikalarında hep bunu gördük. Film hep bir yerde kesintiye uğrar. Ya ışıkçı izinlidir ya da işten atılmıştır. Veyahut enerji kesintisi başlar çağdaş toplumsal hafızaların derinliğinde. Sonuç ortadadır. Elli bine yakın ölü bedenler zılgıtlar eşliğinde bayraklara sarılır nutuklar atılır sonrasında kocaman bir hiçlik duygusu. Konuyu örnekleri ile ele alalım. Güneydoğu eksenli parti sözcülerinin dilinde barış, özgürlük ve demokratik bir cumhuriyet vurgusu aslında sanaldır. Neden mi;

Şöyle ki;

Hakikaten Barış, Özgürlük ve demokratik talepler ulvi taleplerdir. Ancak, bu taleplerin kürsü de kalmaması için iş bu sözcülerin topraksız köylülere hemen acilen haksız yere ellerinde tuttukları toprakları bedelsiz gerçek sahiplerine devretmeleri barış özgürlük ve demokratik taleplerin sözde olmadıklarını biz insanlara göstermesi açısından atılması gereken bir öncelik adımıdır. Yoksa, politikaların terör ve onun başı ile yapılabilinmesi ne çağdaşdır ne de hukuki ve meşru bir politikalar bütünlüğüdür.

Ulusal ve bağımsızlık politik duruşlarıyla da hep statükoyucu yanında yer alan sıra neferleri de samimi değildirler. Neden mi;

Şöyle ki;

28 Şubat ve sonrasında baş örtülü öğrencilere üniversitelerde ikna odaları oluşturan zihniyet bu gün çarşaflı ve cüppeli açılımlar ile kamuoyunun beyninde derin yaralar açmakta ve hattasında dalga geçmektedirler.

Nice var ol Türkiye sloganları ile miting yapanlar bugün mitinglerinde alevi semahı ile mitinglerine başlaya dursunlar. Toplum hafızasında K.Maraş,Çorum katliam ve olayları daha sıcaklığını korurken bir iç savaşa zemin hazırlayanlar ortada dururken bu tür mitinglerinde samimiyetten uzak oluşu da ortadadır. En son olarak ta milliyetçi söylem ve koltuğun olduğu yerde(Selendi Roman Sürgünü) roman kardeşlerimizden bahisle yine et tırnak manikür pedikür muhabetleri en son olarak ta sir ağda ile sürgüne dönüştü. Bilesiniz.

Açılım ve saçılım örnekleri de ibretle hayretle izlenmeye değer olsa gerek. Bir taraftan Ermenisiz Ermeni açılımları hala Hrant Dink katilleri infaz koruma memuru, evlilikleri ile biz insanlarla dalga geçer gibi…… Bir taraftan roman açılımı sürgünlere(Selendi), ölümlere(Uzunköprü) Dağdan inenlere örtülü af amma kitlesel protestolara kitlesel linç girişimleri(Edirne, Erzincan) hala tazeliğini korurken ben kısacası Kürtçüsününde, Türkçüsününde, Ulusalcısınında, İslamcısınında samimi olmadığını ve çözüm diye getirilenlerinde aslında bir tür çözümsüzlük olduğunu da çok iyi bilmekteyim. Eh haydi kalın sağlıcakla. Saygılarımla Aziz AKSU

Meydanlarda;

Cuma, 05 Şubat 2010

Alanlara doğru bir araya toplananlar yedi yıl sonra meydanlarındalar. Tekel işçilerine destek olmak için bir günlük iş bırakma eylemi genel itibariyle etkili oldu. Burada işçilerin ve memurların bir günlük iş bırakma eylemlerinde sorgulanacak veya yadırganacak bir konunun olmadığı aslında işçilerin, emekçilerin iş, aş özgürlük gibi konularda yaşadığımız toplumdan bir adım daha önde olmaları sosyal sistem içerisinde takdire şayan bir hareket olmakla birlikte burada yaklaşık iki aydır asıl sorgulanması gereken konunun işçi ve memur eylemleri üzerinden kişi ve grupların kısacası örgütlü siyasi partilerin özellikle TBMM de temsil bulan  muhalefet partilerinin bu eylemlerden nemalanma yoluna gitmeleri ve bu doğrultu da mevcut iktidarı erken seçime götürebilme planları ile her türlü kirli senaryolarının içerisinde bulunmaları da göz önünde bulunması bir diğer neden sonuç ilişkisidir. Çağdaş parlementer sistemlerde gerek mevcut yasalardaki değişiklikler olsun gerekse de yeni yepyeni yasaların oluşmasında gerek yürütme organı ve gerekse de yasama daki en büyük güç olan muhalefet partileri topluma bütün olan bitenleri tüm çıplaklığıyla anlatma çabası içinde olurlar ki; bu da toplumun bu düzenleme ile karşı karşıya kalabileceği sorunların dar alanda kalmaması için propoganda faaliyetlerine katkı da bulunması için medya ve Tv lerden de faydalanırlar. Bu doğrultu da yasama faaliyetlerine tam katılımları da gerekir. Bizdeki durum maalesef kısa günün karı hesabı sadece statü koyucu tarafta yer almaları sonucunda hiç kimsenin ama hiç kimsenin bu tür faaliyetlerden haberleri olmaz ki; olası seçimlerde bu ve bu gibi konularda ellerinde kullabilecekleri malzemeleri olsun. İki aydır medya da 4 C ile ilgili haberler okunup durur. Ama eminim ki; siyasi partiler dahil toplumun büyük bir kesimi dahil olmak üzere konunun ne olduğu da tam bilinmemektedir. Acı bir durum değil mi? Gerçekten acı bir durum. Ben sizlere buna anlatacak değilim. Lütfen açın biraz da okuyun lütfen. Bu kanun değişikliği yapılırken kim ne demiş kaç kişi değişikliğe katılmış. Okuyun lütfen. Toplum sanal işlerle yaklaşık olarak otuz yıldır oyalanmakta. Yok pkk terörü, yok irtica…… Bana ne size ne bu devleti ve devleti yöneten kurumların bileceği bir iş . Asıl biz toplumu ilgilendirmesi gereken sosyal duygular ve onun sosyal hukuk boyutlarıdır. Yoksa; daha çok 4 C ler olur bilesiniz ey meydanları dolduran kitleler Saygılarımla Aziz Aksu

Ufuk ta Seçim Var

Salı, 02 Şubat 2010

Bir düş gördüm senden sonrasında. Gece yarısı kabusları, jenerik senaryo kurguları hep var hep var. Sistematik harp oyunları. Bir kabus gibi millet iradesinin üzerine karabasan. Köşe başlarında tutucu kalemler nedense hep olmazı oynarlar. Neymiş sivil vesayete doğru Türkiye adım adım gidiyormuş. Buna bir zamanlar kargalar gülerdi. Ama artık bu tür iddialara kargalar bile gülmez oldu. Ufuk ta seçim mi var. Olsun seçim iyidir. Seçimin olması her zaman iyidir. Parlementer rejim açısından, demokrasi açısından hakikaten seçim iyidir. İyi olmayan nedir bilir misiniz. Nerden bileceksiniz. Köşe başlarında tutucu kalemler. …………..Aziz AKSU

……………….Yurdu

Salı, 02 Şubat 2010

Anadolu medeniyetler otağı. Neredeyse dört bir tarafı denizlerle çevrili. Sularında karasal sorunlar mermiler. Toprağında arkeologlar tarihe dair kazı çalışmalarında harıl harıl lav silahları. Ülkücü-milliyetçi teröristti beş yıldızlı otellerde konaklar, bölücü terörist başını ada da ağarlar. Ulusalcı-kafatasçı cuntacılar ileri de ve hatta silivri de. İslamcı-teröristti madımak ta çöp şişte. Dik duruşlu aydınları bugün mezarda. Ağlar yurt kendine kendiyle oynanan oyunlara. Kah bakarsın kafestedir kuşlar, kah bakarsın balyozdur kafalara inen rap rap rap. Hakikaten böyle bir yurt olur mu. Son bağımsız Türk Yurdu, Halkların kardeşliği, Bağımsız Türkiye, Şeriat İslamdır, İç Hizmet Kanunu veya Emasya. Günlerdir, aylardır ve hatta yıllardır medya televizyonlar hep yukarıda sıralanan söylemler etkisi ve doğrultusunda programlar yazı dizeleri oluştura dursunlar kendi kozmik odalarında. Halktan toplumdan uzak ve kopuk bir şekilde. Siz, sizler ey ilerici (Kürtçü,Türkçü,İslamcı,Ulusalcı,Milliyetçi….) !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! insanlar veya topluluklar basit bir örnek sizlere alfabe 29 harften oluşur değil mi ? gerek gündelik ve gerekse de yazınsal hayatta alfabeyi 28 harften toplayan ve kullanan gacalı pomağı romanı kısacası muhaciri göçmeni şimdi ne halde ……. al sana örnek ;

üsamettin(hüsamettin aslında), alı(halı aslında), er türlü(her türlü aslında)….. Sorun nedir bilir misiniz toplumu oluşturan bireylerin gerek topluluk ve gerekse de her türlü bireysel katmanlarında sorunlara uzak oluşu ondan uzak duruşu ile açıklanabilinir. Neden mi? geçenlerde ormancı iki roman vatandaşı katletti yine siz aydınlardan!!!!!! çıt yok. Sahi vatandaş kimdir. Nedir. Kimlerden oluşur. Saygılarımla. Aziz Aksu